Greif İşgali işçi sınıfına yürünmesi gereken yolu gösteriyor!

“Dersleri ve deneyimleri ile sınıf hareketi cephesinde yeni bir döneme damgasını vuracak olan bu örgütlü ve uzun soluklu direniş, ‘somut kazanım’ elde edememiş olsa da, şimdiden geleceğe yol gösteren tarihsel önemde kazanımlarıyla, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde bir kilometre taşı olarak yerini almış bulunmaktadır.”

Bundan 4 sene önce, 10 Şubat 2014’te Hadımköy’deki Amerikan tekeline ait bir çuval fabrikası olan Greif’te işçiler 60 gün boyunca fabrikayı işgal ettiler. İşçiler, taleplerini karşılamayan patrona karşı yasal süreci beklemek yerine kendi sınıf yasalarına dayanarak gerçekleştirdiler bu büyük eylemi. Talepleri ise netti: 44 ayrı taşeronun var olduğu fabrikada taşeronluğun kaldırılması, ücretlerin iyileştirilmesi ve 4 ikramiye. Talepleri yalnızca ekonomik talepler değil aynı zamanda bugün işçi sınıfının örgütlenmesinin önünde büyük bir engel olan ve güvencesiz çalıştırmanın adı olan taşeronluğun kaldırılması idi.

Greif’te süreç nasıl başladı?

Örgütlenmenin ilk başlangıcı fabrikadaki performans dayatmasına karşı idi ve bu öfke bölüm şefinin işten çıkarılmasıyla sonuçlandı. Ancak işçiler üzerindeki baskının son bulması için bu yeterli değildi elbette. Sınıf bilinçli işçilerin önderliğinde ilk önce bir bölümde başlayan bölüm komitesine dayalı örgütlülük ardından 14 farklı bölüm komitesine yükselecek, gerçek bir işçi demokrasisi anlayışı ile söz, karar, yetki hakkı işçilerin olacaktı. İlk önce kadrolu işçiler arasında başlayan bu örgütlülük diğer taşeron işçileri de kapsayacak şekilde genişletildi, fabrikada sorunlar ve bunlara karşı neler yapılacağı üzerine periyodik olarak toplantılar gerçekleştirildi. 8 Kasım’a gelindiğinde ise fabrikada yürütülen sendikalaşma çalışmaları neticesinde yetki başvurusu yapıldı. Patronun saldırısı ise gecikmedi, aynı gün bir işçi üretimin daralması bahanesiyle işten çıkarıldı. Patronun bu saldırısına işçilerin yanıtı üretimin durdurulması oldu. Atılan işçi bu kararlı direnişin ardından işe geri alındı. İşçilere moral ve güven kazandıran bu direnişin ardından taşeron işçileri arasında sendikalaşma hızla arttı ve örgütlülük daha da pekiştirildi. Bundan sonraki süreç ise TİS görüşmeleri idi. İşçilerin kendi hazırladıkları TİS taslağında olmazsa olmaz dedikleri kararlar şunlardı: Taşeronun kaldırılması, 4 ikramiye ve ücret artışı. DİSK TEKSTİL Sendikası, işçilerin kendi hazırladıkları bu taslağı “hayalci” olarak niteleyerek daha o anda taleplerin arkasında durmayacağını göstermiş oldu. Sendika ve patron arasında süren görüşmelerde süreç tıkandı ve 10 Şubat’ta 600 işçi Amerikan tekeli Greif fabrikasını kendi örgütlülükleri ve kararlılıkları neticesinde işgal ettiler.

“İşgal, grev, direniş!”

“Emek hırsızlığına, taşeron belasına, asgari ücret sefaletine geçit yok” başlıklı bir bildiriyle ne istediklerini anlattı Greif işçileri. Kavel’i, 15-16 Haziranları yaratan sınıf kardeşlerinin yolundan yürüyerek fiili olarak işgal eylemine başladılar. Fabrikanın işgal edilmesiyle birlikte fabrikada bulunan özel güvenlik olmak üzere Greif’in tüm yetkilileri işçilerin yuhalamaları eşliğinde fabrikadan kovuldular. Ve 60 gün boyunca fabrika işçilerin denetimine geçti. Bu süreçte işgal komiteleri oluşturuldu. İşgal komiteleri güvenlik, gözcü, dayanışma, basın, yemek, temizlik ve savunma komiteleri şeklinde bir örgütlenmeye dönüştürüldü. İşgal boyunca tam bir işçi demokrasisi uygulandı. Bölüm komitelerinden seçilen kişilerden oluşan 65 kişilik fabrika komitesi oluşturuldu. Önemli sorunlar ilk önce bölümlerde tartışılıp ardından fabrika komitesinde görüşülüyor ve karara bağlanıyordu. İşgal yalnızca fabrikayla sınırlı kalmadı. Kent meydanlarında basın açıklamaları, bildiri dağıtımları, eylemler ile işgalin sesi olabilecek her yere yayılmaya çalışıldı. İşgalin 53. gününde kadın işçiler öncülüğünde Boğaziçi Köprüsü’nde eylem yapıldı. 60 günlük süreç boyunca işçiler, patronun tehditlerine, tacizlerine, saldırılarına, fabrikayı kapatma söylemlerine ve DİSK TEKSTİL sendikasının ihanetine karşı Türkiye işçi sınıfının tarihinde şanlı bir direnişe imza attılar. 60 günlük işgal işçiler için tam anlamıyla bir okul oldu. Direnmenin onurunu, sendikal ihaneti, kimin dost kimin düşman olduğunu bu süreçte öğrendi Greif işçileri. 60. güne gelindiğinde sendika-patron-devlet işbirliği içerisinde işgal fabrikasına yönelik kapsamlı bir saldırı gerçekleştirildi. 1000’e yakın polis eşliğinde gerçekleştirilen saldırıda fabrikada bulunan işçiler gözaltına alındı. Fabrikadaki sürecin ardından işçiler bu kez bir yandan DİSK Genel Merkezi’nde nöbet tutma kararı alırken diğer yandan DİSK TEKSTİL Genel Merkezi’nde de direniş boyunca arkalarında durmayan sendika ağalarından hesap sormak için bekleyişlerine devam ettiler. DİSK yönetimi nöbet boyunca işçileri binadan atmak için türlü yollara başvurarak bir kez daha ihanetini ortaya koydu. 106 günlük direniş DİSK Genel Merkezi önünde yapılan açıklamayla sonlandırıldı.

12 Eylül sonrasının en sarsıcı direnişi!

“Dersleri ve deneyimleri ile sınıf hareketi cephesinde yeni bir döneme damgasını vuracak olan bu örgütlü ve uzun soluklu direniş, ‘somut kazanım’ elde edememiş olsa da, şimdiden geleceğe yol gösteren tarihsel önemde kazanımlarıyla, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde bir kilometre taşı olarak yerini almış bulunmaktadır. 12 Eylül sonrası bütün bir dönemin en etkili ve sarsıcı direnişi olarak mücadeleye yönelecek işçilerin yolunu aydınlatacak, böylece devrimci sınıf hareketinin gelişiminde apayrı bir rol oynayacaktır.” (TKİP Merkezi Yayın Organı EKİM, Sayı 294)

D. Yalım